Abdullah YILMAZ

Tarih: 28.01.2026 09:10

Bir Vakıf, Bir Gelecek, Kaçırılan Bir Fırsat

Facebook Twitter Linked-in

Keşan’da 2021 yılında Keşan İyilik, Sağlık ve Eğitim Vakfı (KİSEV) kuruldu. Kaymakamlık başkanlığında faaliyetlerini sürdüren bu vakıf; sıcak yemek hizmeti, öğrencilere burs desteği ve sağlık alanında vatandaşlara yardım gibi çok önemli görevler üstleniyor.

 Bugün Keşan’da yüzlerce ihtiyaç sahibinin hayatına dokunan, sessiz ama etkili bir iyilik hareketi olarak yoluna devam ediyor. Benzer bir örnek ise Rize’nin Çaykara ilçesinde karşımıza çıkıyor. Çaykara’da kurulan vakıf, yalnızca ilçe içinde okuyanları değil, ilçe dışında eğitim gören öğrencileri de kapsayan geniş bir hizmet anlayışıyla faaliyet gösteriyor

 Amaç net: Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve bu çocukların yarınlarda ülkenin geleceğinde söz sahibi bireyler olmalarına katkı sunmak. 

Peki İpsala’da ne oldu? 

Aynı vakfın İpsala’da kurulması için verilen teklif, maalesef muhalefet üyelerinin oylarıyla reddedildi. 

Bu karar sadece bir “evet” ya da “hayır” oyu değildi; aynı zamanda geleceğe dair büyük bir fırsatın da kaçırılmasıydı. 

Eğer bu vakıf kabul edilseydi neler olacaktı? Öncelikle, ekonomik durumu yetersiz olmasına rağmen okul kazanmış öğrencilere burs desteği sağlanacaktı. Bu çocuklar yalnızca kendi hayatlarını kurtarmakla kalmayacak, yarın bu ülkenin doktoru, öğretmeni, mühendisi, yöneticisi olacaktı.

 Yani kazanan yalnızca öğrenciler değil, İpsala ve Türkiye olacaktı. Sağlık alanında desteğe ihtiyacı olan vatandaşlara el uzatılacak, birçok aile vakfın şefkatli ve koruyucu eliyle tanışacaktı. İyi organize edilen, şeffaf ve güven veren bir yapı ile İpsalalılar bu vakfa sahip çıkacak, imkânı olanlar bağış yapacak, öğrenciler yalnız olmadıklarını hissedecekti. Ama olmadı. Bugün sorulması gereken soru şudur: Bir vakıf bir öğrenciye burs verdiğinde kim kaybeder?

Bir hasta destek gördüğünde kim zarar görür? 

Siyaset geçicidir, eğitim ve iyilik kalıcıdır.

 İpsala’nın ihtiyacı olan şey tartışmalar değil, birlikte geleceğe yatırım yapabilme cesaretidir. Unutulmamalıdır ki; bir çocuğun kaderini değiştirmek, bir memleketin kaderini değiştirmektir.

 Şahsi kanaatim odur ki, Belediye Meclisi bu konuyu yeniden gündemine almalı; önyargılardan ve siyasi hesaplardan uzak bir şekilde ele alarak, kamu yararı doğrultusunda kabul etmelidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —